“Nasıl Katil Olunur” Aslıhan Saraçoğlu yazdı

Aile bağları koptuğunda geriye ne kalır? Hırs, para… ve cinayet planları.

Bu hafta vizyona giren How to Make a Killing (Nasıl Katil Olunur?), izleyiciyi daha ilk dakikalardan itibaren “kan bağı” kavramının ne kadar kırılgan olabileceğini hatırlatan, hırs ve intikam söz konusu olduğunda aile kavramının ne kadar kanlı bir evreye sürüklenebileceğini gösteren, akışı güçlü ve mizah dozunu çok iyi ayarlayan bir film deneyimi sunuyor. 105 dakikalık bu kara mizah-gerilim, finaline doğru yaptığı şaşırtıcı köşelerle ilgiyi sürekli diri tutmayı başarıyor. Film, bu cuma 10 Nisan itibarıyla Türkiye’de sinemalarda ve Bir Film dağıtımıyla seyirciyle buluşuyor.

Yönetmen ve senarist koltuğunda oturan John Patton Ford, miras, sınıf farkı, hırs ve ahlak temalarını kara mizahın içinden geçirerek anlatmayı tercih ediyor. Ortaya klasik bir suç hikâyesinden çok daha fazlası çıkıyor: Seyirciyi hem güldüren hem de zaman zaman huzursuz eden, karakteriyle duygusal bağ kurdurabilen bir anlatı.

Filmin merkezinde Becket Redfellow karakteri var ve bu rol için yapılan en doğru tercihlerden biri hiç şüphesiz Glen Powell olmuş. Powell, karakterine aynı anda karizma, çekicilik ve ürkütücü bir soğukkanlılık katmayı başarıyor. Becket’i izlerken onu sadece bir “plan yapan adam” olarak değil, çocukluğundan yetişkinliğine uzanan motivasyonlarıyla, annesine verdiği sözlerle, geçmiş travmalarıyla birlikte görüyorsunuz. Tam da bu yüzden karaktere karşı ister istemez bir sempati geliştiriyorsunuz. Hatta yer yer kendinizi “yapma, kıyma kendine” derken buluyorsunuz. Elbette bunda Powell’ın doğal cazibesinin ve ekrandaki hakimiyetinin de payı büyük.

Becket’in hayatındaki en belirleyici figürlerden biri de Margaret Qualley’nin canlandırdığı karakter. İlk bakışta Becket’in gençlik aşkı olarak karşımıza çıkan bu “zengin kız” profili, film ilerledikçe çok daha katmanlı ve sürprizli bir yapıya dönüşüyor. Qualley, bu karakteri yalnızca romantik bir yan unsur olarak değil; Becket’in duygusal kırılmalarını tetikleyen, kararlarını etkileyen ve hikâyenin yönünü beklenmedik biçimlerde değiştiren kilit bir noktaya taşıyor. Zekâsı, manipülatif tavırları ve duygusal gelgitleriyle, seyirciyi karakterine karşı sürekli temkinli olmaya davet eden bir performans sergiliyor.

Filmin son bölümünde kısa süreli görünmesine rağmen etkisi uzun süre hissedilen isim ise usta oyuncu Ed Harris. Harris’in varlığı bile atmosferi değiştiriyor. Finaldeki performansı, seyirciyi koltuğunda huzursuz eden ve filmin tonunu bir anda sertleştiren bir etki yaratıyor.

Hikâye, doğduğu anda zengin ve güçlü ailesi tarafından dışlanan bir adamın, yıllar sonra hakkı olduğunu düşündüğü mirası geri almak için yaptığı plan etrafında şekilleniyor. Bu planın merkezinde ise aile üyelerini birer birer ortadan kaldırmak var. Ancak film bunu düz bir gerilim hattında anlatmıyor. Mizah unsurları o kadar yerinde kullanılıyor ki, seyirci kimi sahnelerde gülümserken aslında son derece karanlık bir hikâyeyi izlediğini fark ediyor.

Film aynı zamanda sinema tarihine de bir selam gönderiyor. Anlatı yapısı ve temel fikir olarak 1949 yapımı İngiliz klasiği Kind Hearts and Coronets’ten ilham alıyor. Ancak bu ilham modern bir sinema diliyle, günümüz dünyasının sınıf ve para algısına yönelik keskin bir yorumla yeniden şekilleniyor.

Belki de filmin en çarpıcı tarafı, yıllardır duyduğumuz “parayla mutluluk olmaz” sözünün tam tersini ima etmesi. Ya da en azından bunu ironik bir yerden sorgulaması. Sanki film, “Bu söz, kendisine yüklü bir miras kalmamış kişiler için geçerli olabilir” diyerek seyirciye göz kırpıyor.

Sonuç olarak Nasıl Katil Olunur?, sadece bir suç ya da intikam filmi değil. Aile bağları, hırs, sınıf farkı, para ve ahlak üzerine kara mizahın içinden geçen, karakter odaklı, sürükleyici ve yer yer rahatsız edici derecede eğlenceli bir film. 105 dakika boyunca temposunu koruyan bu yapım, bu cuma 10 Nisan’dan itibaren Bir Film dağıtımıyla sinemalarda izleyicisini bekliyor.

Vinkmag ad

Read Previous

offgrid art project x OTMAR URAS, CI Bloom 5. Edisyonuna İlk Kez Katılıyor

Read Next

Elit İşcan’ın kısa filmi “Uyuyamadım, Eve Gidiyorum”, Riga’da yarışıyor

Most Popular