“Nightborn” Dide Yılmaz yazdı

Mükemmel bir aile kurma hayaliyle, Saga (Seidi Haarla) ve eşi Jon (Rupert Grint), Finlandiya’da Saga’nın büyükannesinin eski orman evine taşınmaya karar verirler. Ancak Saga, oğlunun doğumunun ardından gerçeği öğrenme uğruna evliliğini tehlikeye atması gerekecektir. Nightborn, yönetmen Hanna Bergholm’ün 2. uzun metraj filmi ve dünya premierini Berlin Film Festivali’nde yaptı.

Yön Lapsi (Nightborn), folk horror ve fin mitolojisini birleştirerek, doğum sonrası depresyonu deneyimleyen bir kadının hikayesini bizlere farklı bir bakış açıyla aktarmayı amaçlıyor. Annelik ve yabancılaşma gibi derin kavramları karanlık bir atmosferde incelerken, gerilim ve abartılı gore gibi mizahi elementleri aralara serpiştirerek filme özgünlük kazandırıyor.

Doğum sonrası depresyon ve anneliği her aşamasıyla deneyimleyen Saga, seyircinin bir an bile gözünün önünden ayrılmıyor. Hanna Bergholm’ün bu tercihinin sebebi ise Seidi Haarla’nın güçlü oyunculuğu olduğunu düşünüyorum. Yönetmen, bir önceki filmi Hatching’in aksine, trollere odaklanarak anne ve çocuk bağını efsaneler aracılığıyla gösteriyor. Ana karakterin adı, çocukluğu, kan bağı ve çocuğuna koyduğu isim de dahil olmak üzere, filme yerleştirdiği ipuçlar sayesinde trol efsanelerine dair yeni bilgiler ediniyoruz.

Trollüğün kan ile aktarıldığını ima eden cümleler, “Kuura” adının son sekansa göndermede bulunması ve filmin başından itibaren doğanın asla yok edilememesi, durumu kabullenmenin büyük ölçüde her şeyi çözebileceğine işaret ediyor. “Baby Ruby” ve “Die My Love” gibi, film boyunca bebek ağlaması seslerini kullanarak sinir bozucu bir ortam yaratmayı da başarıyor.

Günümüzde annelik, doğum sonrası depresyon ve psikolojik hastalıklar hakkında araştırmaların artması ve bu konuların üzerine yapılan filmler, kadınların yaşadıkları zorlukları gündeme getiriyor. Cadı (Witches 2024), trol ya da kuş fark etmeksizin, kadınlara yönelik kullanılan bu isimler özünde anneliğin beraberinde yarattığı korkuları, baskıları ve kırılganlıkları farklı şekillerde ele alıyor.

Sonuç olarak izlerken nasıl yorumlamak isteyeceğimize bağlı olan Nightborn; doğum sonrası depresyonu, psikolojik rahatsızlıkların anneden çocuğa aktarımını ya da derin okumalara gerek kalmadan trol efsanelerini fantastik bir biçimde anlatıyor diye de düşünebiliriz.

Benim fikrimi soracak olursanız eğer, filmi izledikten sonra düşünmemiz gerektiğine inandığım sorulardan biri şu: Genetiğimiz kaderimizi mi belirler? Yönetmenin film boyunca verdiği ipuçlar ve kurduğu metaforlar sayesinde aslında bu soruyu bizler adına cevaplamış bulunuyor.

Vinkmag ad

Read Previous

Adana Altın Koza’da jüriye Zuhal Olcay başkanlık edecek

Most Popular