Uluslararası Gastronomi Film Festivali Dolu Dolu Etkinliklerle Sona Erdi

Gastronomi ve sinemanın buluşma noktası Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), Çeşme Belediyesi ev sahipliğinde 5-7 Haziran tarihleri arasında Altın Yunus Hotel’de gerçekleştirildi.

Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Çeşme edisyonu tamamlandı. Festival 3 gün boyunca Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması Ödül Töreni’ne, film gösterimlerine, söyleşilere, Tasty Cinema etkinliklerine, Sine Sınıf ve Gastro Sınıf etkinliklerine, gastronomi filmleri seçkisine, D&R söyleşi ve imza günlerine ev sahipliği yaptı.

Festivalde Birbirinden Değerli Söyleşilere Ev Sahipliği Yaptı

Festival, Levon Bağış ve Ercan Kesal’ın katılımıyla “Fermante Filmler” etkinliğine ev sahipliği yaptı. Ercan Kesal, sinema ve senaryo yazım sürecinin tıpkı fermentasyon gibi zaman, sabır ve dönüşüm gerektirdiğini belirterek, yaşanmışlıkların ancak olgunlaştığında hikâyeye dönüştüğünü söyledi. Yazma sürecinde kendisini dış dünyadan soyutladığını ifade eden Kesal, “Fermentasyon, senaryo yazmak bir çeşit fermentasyondur. Bozulursunuz, beklersiniz, mayalanırsınız. O maya vakti geldiğinde bir senaryo olarak önümüze çıkar.” dedi. Kendisini derinden etkileyen olayların yıllar boyunca içinde mayalandığını anlatan Kesal, 1984 yılında yaşadığı bir olayın 25 yıl sonra yazıya dönüştüğünü, bazı deneyimlerin ise ancak uzun bir bekleyişin ardından filme dönüşebildiğini vurguladı. “Maya olmazsa yürümüyor. Fermentasyon olmazsa ürün ortaya çıkmıyor.” sözleriyle yaratım sürecinde zamanın ve dönüşümün belirleyici rolüne dikkat çekti.

Levon Bağış ise yemeklerin yalnızca birer lezzet deneyimi olmadığını, aynı zamanda insanın çocukluğuna, anılarına ve yaşadığı coğrafyaya uzanan güçlü bir hafıza taşıdığını söyledi. Yemekle kurulan bağın çoğu zaman nostaljik bir yolculuk olduğunu belirten Bağış, “Annenizin yemeğinin çok iyi olması sadece yemeğinin iyi olması değil, evde onun yanında yediğiniz anıları da yeniden yaşatmaktır.” ifadelerini kullandı. Yemeklerin ve kokuların insanı geçmişe götüren özel bir güce sahip olduğunu vurgulayan Bağış, bu hafızanın sinemada anlatılan hikâyelerle de güçlü bir bağ kurduğunu dile getirdi.

Festivalde, UGFF Genel Koordinatörü Yeşim Kaya’nın moderatörlüğünde ve festival danışma kurulu üyelerinden Şef Claudio Chinali’nin katılımıyla “Mutfakta Kimlik Değişimi: İstanbul’daki İtalyan, Roma’daki Türk ve Sinematografik Gastronomi” söyleşisi gerçekleştirildi. Söyleşide gastronomide değişim, kültürel etkileşim ve inovasyonun önemi ele alındı. Geleneksel tariflerin sabit olmadığını vurgulayan Claudio Chinali, “Bana en sık sorulan ama en yanlış bulduğum soru ‘Orijinal tarif hangisi?’ oluyor. Aslında orijinal diye bir şey yok; mutfak sürekli dönüşen ve gelişen bir alan. Her tarif bir inovasyonun ürünü. Yöresel dediğimiz şey de zaman içinde kabul görmüş başarılı bir inovasyondur.” ifadelerini kullandı.

Festivalin son gününde Brodie Vissers ile “A Sip Tour: Balkans” belgesel gösterimi ve söyleşi etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Brodie Vissers, farklı kültürlerdeki şehirlerin içeceklerini keşfettiğini, her içeceğin farklı şeyler anlattığını bir süredir de farklı ülkelerde bunun üzerine incelemelerde bulunduğunu açıkladı. Gösterim sonrası katılımcıların sorularını da yanıtlayan Vissers, içeceklerin anlattığı hikayelere odaklandığını kahvenin de bu noktada farklı kültürleri anlattığını bundan dolayı da kahvenin içecekler arasında en çok ilgisini çeken ürün olduğunu söyledi.

Festivalin son söyleşi etkinliği ise Gülşah Elikbank, Gökmen Küçüktaşdemir’in katılımı ve Tavuk Suyuna Çorba filmi gösterimi ile “Sofrada Bir Film Okuması: Sinemada Mitoloji ve Semboller” oldu.

Sine Sınıf ve Gastro Sınıf Etkinlikleri Devam Etti

Gastro Sınıf etkinlikleri kapsamında “Kamera Kadrajında Lezzet Keşfi” söyleşisi, Ebru Köktürk Korali’nin moderatörlüğünde Erkan Can ve Güven Kıraç’ın katılımıyla gerçekleşti. Etkinliğe Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli de katılım sağladı.

Etkinlikte konuşan Güven Kıraç, gastronomi ve sinemanın ilişkisine dair değerlendirmelerde bulundu. Kıraç, yemek sahnelerin sinemada çok kıymetli olduğunu vurguladı. Kıraç ayrıca yemek sahnelerinde oyuncuların herhangi bir görüntüde aksama değişiklik olmaması adına çok dikkatli davrandıklarını söyledi.

Erkan Can ise yemeğin bir filmin kilit noktası olduğu söyledi. Filmlerin çoğunda tüm kritik olayların yemek sahnelerinde çözüldüğüne dikkat çekti. Yemek sahnelerinin oldukça önemli olduğunu vurgulayan Can, sorunların çözüme kavuşmasının yanı sıra yeni olayların başlangıcının da yemek sahneleri olabileceğini aktardı.

Gastro Sınıf etkinlikleri kapsamında “Bilim, Gastronomi ve Ekoloji” söyleşi ise İsmail Ertürk, Zafer Yenal ve Zafer Gedik’in katılımıyla düzenlendi. Etkinlikte konuşan Zafer Yenal, yemeğin çok boyutlu süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. İsmail Ertürk ise ekoloji, bilim alanının uluslararası boyutunu değerlendirdi. Gastronominin çağımızın pek çok şeyi bir araya getiren bir unsuru olduğunu belirten Ertürk, gastronomin bir ucunda keyfin diğer ucunda da bu ürünlerin oluşumunun olduğunu belirtti. Ekolojinin günümüzde çok önemli konu olduğunu da aktaran Ertürk, sıcaklık ile birlikte iklimde yaşanan değişimlere vurgu yaptı.  Zafer Yenal da: “Bilim o kadar basit alanlarda bile mutfağa giriyor ki hatta belki şöyle bir laf söyleyebiliriz; mutfakta en hakiki mürşit ilimdir, fendir diye. Bilimsel olmayan, birçok da işe yaramayan şehir efsaneleri var mutfaklarda. Bunlardan arınmamız da lazım bir yanda. Mutfakta bazı teknikler geliştirmeye çalışmak ve bunu pratiğe döndürmek gibi bir hedefim var. Bunun çok klasik, çok iyi bilinen yöntemler için bile gündemde olması gerektiğini düşünüyorum.” dedi.

Festivalde; Sine Sınıf, Sine Filozofi ortaklığıyla, Prof. Dr. Serdar Öztürk’ün moderatörlüğünde Eylem Kaftan ve Nilgün Yanık Emiroğlu’nun katılımıyla “Filmlerle Bu Dünyayı Nasıl Yaşamalıyız?: Belgesel, Tanıklık ve Zihinsel Ekoloji” söyleşisi gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Eylem Kaftan, zihinsel ekoloji kavramının kolay anlaşılır bir kavram olmadığını belirterek, “Zihinsel olarak ekolojik açıdan zehirlenmiş insanlar artık gerçek karşılaşmalar yaşayamaz hale geliyor” dedi. Festivalde bulunmanın kendisi için de değerli bir karşılaşma anlamı taşıdığını ifade eden Kaftan, insanı besleyen ve güç veren karşılaşmaların peşinden gitmenin önemine dikkat çekti.

Nilgün Yanık Emiroğlu da belgesel ile tanışıklığının etrafındaki zeytin ağaçlarının merakından kaynaklandığını söyledi. Emiroğlu, zeytinciliğin Ege insanın için hangi anlamda olduğunu araştırmaları sonucunda fark ettiğini söyledi ayrıca insanların zeytin ağacı olan ilişkisinin, buraların hikayesini anlatmaya götürdüğünü söyledi.  Emiroğlu, bu tür karşılaşmaların insanlar da değişimi sağladığını da belirtti.

UGFF Seçki Filmler Sinemaseverlerle Buluştu

UGFF Seçki Kurmaca Film etkinlikleri kapsamında The Cake Dynasty filmi festival katılımcıları ile buluştu. Filmin gösteriminin ardından yönetmen Christian Lollike izleyicilerin sorularını yanıtladı. Lollike filmin dört yıl önce entegrasyonu anlatmak amacıyla yapıldığını belirterek, “Danimarka 5,5 milyon nüfuslu bir ülke ve özgürlük değerlerine çok odaklanıyor. Bu durum, kimlik değerlerine ilişkin farklı yaklaşımları da beraberinde getirebiliyor. Film, entegrasyon sürecini ve Müslümanlara yönelik önyargıları ele alıyor. Dört yıl sonra filmi yeniden izlediğimde ise belki de çok farklı fikirler ortaya koymuş olabileceğini düşünüyorum.” dedi.

UGFF Seçki Kısa Film etkinlikleri kapsamında BOLBOL filmi sinemaseverlerle buluştu. Filmin gösteriminin ardından yönetmen Khedija Lemkecher söyleşi etkinliği kapsamında izleyicilerle buluştu. Etkinlikte konuşan Lemkecher, “Bu filmi 9 yıl önce  yaptım, gerçek bir hikâyeyle bağlantılı. Kuzenim Tunus’ta yaşadığı bölgede düğün salonları yerleri var. Bu deneyimlerden yola çıkarak, film aracılığıyla Tunus toplumunun farklı kesimlerinin nasıl bir araya geldiğini göstermek istedim. Her yaşamın kendine özgü bir müziği, tatlısı ve tarzı var. Bu nedenle devrim sonrası yeni Tunus’u yansıtabilmek için dört farklı düğünü seçerek toplumun çeşitliliğini ve değişimini anlatmaya çalıştım.” dedi.

Festivalde, İstanbul Nişantaşı Üniversitesi, Gastronomi Kulübü: Seçtiğin Bir Filmi Yemekle Anlat etkinliği de festival katılımcılarıyla buluştu.

Festivalin son günü de D&R söyleşi ve imza günleri etkinliğine ev sahipliği yaptı. Etkinlik kapsamında Irmak Zileli festival katılımcılarıyla bir araya geldi. Zileli, “Şimdi Buradaydı” romanının çıkış noktasına ilişkin yaptığı açıklamada, “’Şimdi buradaydı’ hikâyenin kurulum aşamalarında karakterlerin hikâyesini oluştururken aslında bir sahneye ait bir söz, bir cümle ve romanda çok merkezi bir öneme sahip. Çünkü o sahne tekrarlanarak altı çizilen ve aslında bir tricki açığa çıkaran bir sahne. ‘Şimdi buradaydı’ kavramı üzerinden düşünecek olursak roman bir terapi seansında geçiyor. Aslında bir psikiyatristin danışanıyla ilgili olarak zihninde bilinç akışından okuyoruz her şeyi. Danışanının bir cinayetin eşiğinde olduğuna inanıyor ve zihninde geçenleri okuyoruz. İki yıl boyunca anlatılanları yazıyor. ‘Şimdi buradaydı’ kavramı bir terapi seansı için çok önemli çünkü terapi şimdi ve burada olanı anlatır ama aynı zamanda şimdi ve burada olan şey her zaman içimizde olan geçmişi barındırır, hatta geleceği de barındırır.” ifadelerini kullandı.

Vinkmag ad

Read Previous

“İfşa Günü”, Paribu Cineverse Akasya’da IMAX Ön Gösteriminde İzleyiciyle Buluştu

Read Next

“MUTTER: Bir Annenin Hatıra Defteri” Dünya Prömiyeri ile Tribeca Festivali’nde

Most Popular