“Urchin” Dide Yılmaz yazdı.

Filmden çıkınca seyircilerden duyduğum ilk şey şu oldu: “Yönetmenliği de yönetmenler yapsın ya, sen niye film çekiyorsun?” Üzücü.

Zaman zaman kendimden yansımalar gördüğüm bu filmi ben gerçekten çok beğendim. Filmi izlerken hissettiğim duyguları; en son Bird, A Real Pain ve All of Us Strangers’ı izlerken hissetmiştim. Bu dört filmin de ortak yanı; kendini ve yaşam amacını arayan, yas veya eksiklikleri ile boğuşan, kaybolmuş karakterler.

Oldukça deneysel olan, “bir şey” olmak için çabalamayan ve farklı türlerde müzikleri bir araya getiren Urchin, Harris Dickinson’ın kendi film tarzını keşfetme yolculuğundaki başlangıç adımı. 2001’de dahil olmak üzere birçok klasikten ilham barındıran bu film; kendi hayatını toparlamakla uğraşan, ne yapmak istediğine karar vermeye çalışan ve her seferinde işleri daha çok batıran Mike’ta kendimi görmeme neden oldu. Bu kadar empati kurmama sebep olan faktörlerden biri de tabii ki Frank Dillane’nin oyunculuğunun muazzamlığı. Eminim ki Urchin’i bu yılın en iyi filmleri listemde göreceksiniz!

Dide Yılmaz Yazdı.

Vinkmag ad

Read Previous

11. Kısa’dan Hisse Kısa Film Festivali’ne Başvurular Açıldı

Read Next

Stuart Fails To Save The Universe dizisinden Fragman ve Afiş yayınlandı

Most Popular